İGÜ’de Küresel Yönetişim Krizi ve BM Reformu Ele Alındı

İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, İGÜSAM ve
ODAP Merkezi iş birliğiyle 22 Ekim 2026 tarihinde çevrim içi düzenlenen “Küresel
Yönetişim Krizi ve Birleşmiş Milletler: Reform Tartışmaları” başlıklı panelde, uluslararası
sistemin karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve Birleşmiş Milletler’in (BM) geleceği ele alındı.
Emekli Büyükelçi ve ODAP Merkezi Danışma Kurulu Üyesi Uluç Özülker’in konuşmacı
olarak katıldığı etkinliğin moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Ali Semin üstlendi. Panelde,
BM’nin kuruluş amaçları ile günümüzdeki işleyişi arasındaki farklılıklar, tarihsel örnekler ve
güncel gelişmeler ışığında tartışıldı.
 
Konuşmasına uluslararası örgütlerin tarihsel gelişimiyle başlayan Özülker, Birinci Dünya
Savaşı sonrasında kurulan Milletler Cemiyeti’nin deneyimine değindi. ABD Başkanı
Woodrow Wilson’ın barışı koruyacak bir uluslararası örgüt kurulmasına öncülük etmesine
rağmen ABD’nin Milletler Cemiyeti’ne katılmamasını, devletlerin siyasi tercihleri ile ortak
güvenlik arayışları arasındaki gerilime örnek gösterdi. Türkiye’nin Atatürk döneminde
Cemiyet’e katılımını da değerlendiren Özülker, bağımsızlık ve egemenlik anlayışının o
dönemde izlenen diplomasideki önemine dikkat çekti. Ardından İkinci Dünya Savaşı
sonrasında kurulan BM’nin yapısının, dönemin güvenlik kaygılarından ve büyük güçler
arasındaki dengelerden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.
 
Panelin merkezinde BM Güvenlik Konseyi’nin yapısı ve veto yetkisi vardı. Özülker, ABD,
Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın daimî üyeliklerine dayanan düzenin, uluslararası krizlerde
ortak karar alınmasını güçleştirdiğini savundu. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki güç
dağılımını yansıtan bu yapının, günümüz dünyasının değişen koşullarına ne ölçüde karşılık
verebildiğini sorguladı. Devletlerin hukuken eşit sayılması ile bazı ülkelerin karar alma
mekanizmalarında ayrıcalıklı konumda bulunması arasındaki çelişkiyi özellikle vurguladı.
Konuşmacıya göre bu durum, BM’nin temsil niteliği kadar uluslararası kamuoyunun örgüte
duyduğu güveni de etkiliyor. Özülker, veto mekanizmasının farklı ülkelerin beklentilerini
ortak bir karara dönüştürmeyi zorlaştırdığı görüşünü paylaştı.
Özülker’e göre BM’nin karşılaştığı güçlükler yalnızca karar alma süreçleriyle sınırlı değil.
Genel Sekreter’in belirlenmesinde büyük güçlerin etkisine ve uluslararası yargı kararlarının
uygulanmasında yaşanan sorunlara da değinen konuşmacı, hukuki düzenlemelerin etkili
olabilmesi için siyasi iradeyle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu çerçevede örgütün
reform ihtiyacını yalnızca kuralların değiştirilmesi üzerinden değil, alınan kararların
uygulanabilirliği bakımından da değerlendirdi. Hukuki bir kararın alınması ile sahada karşılık
bulması arasındaki mesafeyi, uluslararası sistemin temel açmazlarından biri olarak
nitelendirdi. Bu nedenle reformun ne ölçüde sonuç üreteceği sorusunu öne çıkardı.
Konuşmasında Filistin meselesine geniş yer ayıran Özülker, İngiliz manda döneminden BM
Genel Kurulu’nun 1947 tarihli taksim kararına uzanan süreci hatırlattı. Kore Savaşı ve Orta
Doğu’daki çatışmaları da ele alarak büyük güç rekabetinin kolektif güvenlik mekanizmalarını
nasıl etkilediğine ilişkin görüşlerini paylaştı. Özülker, geçmişte alınan uluslararası kararların
etkilerinin uzun yıllar boyunca hissedilebildiğine dikkat çekti. Filistin örneğini bu bağlamda
değerlendirirken, çatışmaların tarihsel arka planı anlaşılmadan bugünkü sorunları
 
yorumlamanın eksik kalacağını belirtti. Bu örneklerin ortak noktası, uluslararası kuruluşların
çatışmalar karşısındaki hareket alanının devletlerin siyasi tercihleriyle sınırlanabilmesiydi.
Türkiye’nin dış politika deneyimleri de panelin önemli başlıkları arasında yer aldı. Özülker,
1964 ve 1967 Kıbrıs krizlerinden hareketle büyük güçlerin tutumunun ülkelerin güvenlik
kararlarını nasıl etkileyebildiğini anlattı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne üyelik
sürecini de değerlendirerek uluslararası kurumların benimsediği ilkeler ile siyasi uygulamalar
arasında ortaya çıkabilen farklılıklara işaret etti. Böylece BM’nin etkinliği konusundaki
tartışmayı Türkiye’nin yakından deneyimlediği diplomatik sorunlarla ilişkilendirdi.
Konuşmasının son bölümünde küresel güç dengelerindeki değişime odaklanan Özülker, Batı
merkezli uluslararası düzenin dönüşüm geçirdiği yönündeki görüşünü dile getirdi. Bu süreçte
Türkiye’nin diplomatik ve stratejik kapasitesini geliştirmesinin önemini vurguladı; savunma
sanayisindeki gelişmeleri ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri örnek gösterdi. Uluslararası
kuruluşların sağladığı güvencelerin yanı sıra ülkelerin kendi imkânlarını güçlendirmesi
gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşımını, değişen uluslararası koşullarda devletlerin daha etkin bir
diplomasi yürütebilmesi açısından önemli gördüğünü belirtti.
 
Kapanışta moderatör Dr. Öğr. Üyesi Ali Semin, Özülker’in değerlendirmelerinden hareketle
BM’de yapılacak reformların mevcut sorunlara çözüm getirip getiremeyeceği sorusunu
gündeme taşıdı. Özülker ise örgütün bugünkü işleyişine yönelik eleştirel yaklaşımını yineledi.
Katılımcılara soru yöneltme fırsatı verilmesinin ardından sona eren panel, küresel yönetişim
krizinin yalnızca kurumsal reformlarla değil, uluslararası güç ilişkileri ve siyasi irade
çerçevesinde de ele alınması gerektiğini ortaya koydu.
 
Hazırlayan: Selcan Ulubey
Doktora Araştırmacısı | İGÜSAM